Gazete Keyfi All articles
Kültür & Yaşam

Doktor mu Olacaksın, Mühendis mi? Türk Ailesinin Kariyer Borsasında Fiyatlar Hiç Düşmüyor

Gazete Keyfi
Doktor mu Olacaksın, Mühendis mi? Türk Ailesinin Kariyer Borsasında Fiyatlar Hiç Düşmüyor

Diyelim ki New Jersey'de büyüdünüz. Okulunuz iyi, notlarınız fena değil, bir de üstüne bir tutkuyla keşfettiniz kendinizi: grafik tasarım. Ya da belki sosyoloji. Belki müzik prodüksiyonu. Gözleriniz parlıyor, hayalleriniz büyük, geleceğiniz rengarenk.

Sonra akşam yemeği masasına oturuyorsunuz.

"Peki ne okuyacaksın üniversitede?"

O an odadaki havanın nasıl değiştiğini, Türk asıllı her Amerikalı genç ezbere bilir. Sanki birisi gizli bir düğmeye basmıştır; masadaki çatal bıçaklar bile yerinden kıpırdamaz, büyükanne çayını yarıda bırakır, amca telefonu kapatır. Çünkü verilen cevap, ailenin önümüzdeki on yılını şekillendirecektir.

Türk Ailesinin Gizli Meslek Borsası

Türk ailelerinin kariyer tercihlerine bakışı, Wall Street'teki hisse senedi borsasına benzer; ama bu borsada sadece üç hisse her zaman yükselişte olur: tıp, mühendislik ve hukuk. Bu üçünün dışına çıkmak, portföyünü tamamen batırmak anlamına gelir.

Peki ya diğerleri? Psikoloji "yarı kabul"dür, ama yanında mutlaka "doktora yapacaksın değil mi?" sorusu gelir. İşletme "olabilir" kategorisindedir, ancak yanında MBA şartı aranır. Eğitimcilik? "Tamam ama öğretmen mi olacaksın yani?" soru işaretiyle birlikte sunulur. Sosyoloji, felsefe, güzel sanatlar, müzik ve sosyal medya yöneticiliği ise... bu hisselerin adı bile telaffuz edilmez. Onlar, borsanın kara listesindedir.

Bu sistemi daha da ilginç kılan şey şu: Türk ailesi bu değerlendirmeyi tamamen sevgiden yapar. Gerçekten. "Seni düşünüyorum, zor bir hayat yaşamasın" motivasyonuyla işleyen bu prestij matematiği, nesilden nesile aktarılmış, Amerika'ya göç etmiş, yeni bir kıtada bile bozulmadan varlığını sürdürmüştür.

"Ama Sen Çok Zekisin" Argümanı

Türk ebeveynlerin elindeki en güçlü silah, çocuklarına yönelttikleri şu cümledir: "Ama sen çok zekisin, neden bunu harcayasın ki?"

Bu cümle, bir kariyer seçimini değil, bir zeka testini sorgulamaktadır. Yani sanat okumak istiyorsanız, zaten zeki olmadığınız sonucuna varılır. Mühendislik okumak istiyorsanız, zekanızı doğru kullandığınız tescillenir. Mantık kristal berraklığındadır; Türk ailesinin gözünde.

New York'ta yaşayan 22 yaşındaki Defne, bu durumu şöyle özetliyor: "Lise boyunca fotoğrafçılık yapmak istediğimi söyledim. Annem her seferinde 'Tamam güzel hobi ama asıl ne okuyacaksın?' diye sordu. Hobi ile kariyer arasındaki o duvar, yıkılması en zor duvar."

Bu duvar sadece Defne'nin evinde değil, Houston'dan Chicago'ya, Los Angeles'tan Boston'a kadar pek çok Türk-Amerikan evinde sağlam biçimde ayakta durmaktadır.

Amerikan Okul Sistemi ile Büyük Çarpışma

Amerika'nın eğitim felsefesi, "passion-driven learning" yani tutkuya dayalı öğrenme üzerine kuruludur. Lise danışmanları öğrencilere "Ne yapmaktan keyif alıyorsun?" diye sorar. Üniversite başvuru mektubu "Sen kimsin?" sorusunu yanıtlamayı gerektirir. Kampüsler "liberal arts" eğitimini, yani geniş perspektifli düşünmeyi ön plana çıkarır.

Türk ailesinin prestij matematiği ise bu sistemle tam anlamıyla kafa kafaya çarpışır. Danışman "Sen neyi seviyorsun?" diye sorarken, evde baba "Hangi üniversitenin mühendislik bölümü daha iyi?" diye araştırma yapmaktadır. Bu iki dünya arasında sıkışan genç Türk-Amerikalılar, kimlik krizinin de ötesinde bir "kariyer kimliği krizi" yaşamaktadır.

Daha da ilginç olan şu: Amerika'da sosyal medya yöneticisi olmak artık altı haneli maaş anlamına gelebilir. UX tasarımcıları teknoloji şirketlerinde doktorlardan fazla kazanabiliyor. İçerik üreticileri marka anlaşmalarıyla ciddi gelirler elde ediyor. Ama bu gerçekler, Türk ailesinin borsasında henüz fiyatlara yansımamıştır. Güncelleme bekleniyor.

Prestij mi, Mutluluk mu? Yanlış Soru Bu

Bu tartışmada sıkça yapılan bir hata var: Meseleyi "ailenin baskısı mı, gencin özgürlüğü mü?" şeklinde basit bir çatışmaya indirgemek. Oysa gerçek çok daha katmanlı.

Türk ailesinin bu ısrarının arkında samimi bir korku yatar: ekonomik güvensizlik korkusu. Göç ettikleri ülkede ayakta kalmak için ne gerektiğini bizzat yaşayarak öğrenmişlerdir. Onlar için "güvenli" bir meslek, sadece prestij meselesi değil, hayatta kalma stratejisidir. Bu perspektiften bakıldığında, o yemek masasındaki sorular biraz daha anlaşılır hale gelir.

Öte yandan Gen Z Türk-Amerikalılar, iki kültürün tam ortasında büyüyerek hem Türk hem Amerikan değerlerini içselleştirmiştir. Onlar için de kariyer sadece para değil, anlam meselesidir. Bu iki bakış açısı birbirinin düşmanı olmak zorunda değildir; ama diyalog kurulması için önce her iki tarafın da birbirini dinlemesi gerekir.

New Jersey'de doktor olan ve çocuğunun psikoloji okumak istediğini öğrenen bir Türk baba, bunu şöyle ifade etti: "İlk başta çok zorlandım açıkçası. Ama sonra baktım, kızım gerçekten mutlu. Hem de iyi bir üniversitede okuyor. Tamam, kabul ettim." Bu cümledeki "tamam, kabul ettim" ifadesinin içinde ne kadar büyük bir yolculuk saklı olduğunu, her Türk-Amerikalı aile bilir.

Borsada Yeni Bir Hisse: "Mutlu Bir Hayat"

Belki de asıl mesele, Türk ailesinin kariyer borsasına yeni bir hisse eklemek: mutlu ve anlamlı bir hayat. Bu hissenin fiyatı tıp veya mühendislik kadar yüksek görünmeyebilir başlangıçta. Ama uzun vadeli getirisi tartışmasız.

Bu denklemin çözümü ne tamamen ailenin haklı çıkmasında ne de gencin tek başına kendi yolunu çizmesinde yatıyor. Cevap, o yemek masasında kurulan dürüst ve sevgi dolu bir konuşmanın içinde saklı.

Bir sonraki akşam yemeğinde, "Sosyoloji okumak istiyorum" dediğinizde odadaki oksijen azalırsa, derin bir nefes alın. Sonra anlatın. Ne hissettiğinizi, neden bu yolu seçtiğinizi, bu yolun sizi nereye götüreceğini. Belki büyükannenin çayı soğur bu arada. Ama belki de o konuşma, ailenin borsasında tarihi bir güncellemeye yol açar.

Ve kim bilir, belki de bir gün "sosyal medya yöneticisi" hissesi de o borsada yeşile döner.

Gazete Keyfi okuyucularına not: Bu makaleyi okurken çayınız soğuduysa, bu tamamen yazarın sorumluluğundadır. Yeni bir demlik yapın, ailenizle konuşun.

All Articles

Related Articles

Türkü Çalınca Ayaklar Neden Kendiliğinden Hareket Eder? Bilim, Kültür ve Büyükanne Komplosunun Perde Arkası

Türkü Çalınca Ayaklar Neden Kendiliğinden Hareket Eder? Bilim, Kültür ve Büyükanne Komplosunun Perde Arkası

Şeker mi İster misin, Korku mu? Türk Ailesinin Halloween Muamması

Şeker mi İster misin, Korku mu? Türk Ailesinin Halloween Muamması

İki Ekran, İki Yüz: Amerikan Sosyal Medyasında Türk Kadını Olmak Ne Demek?

İki Ekran, İki Yüz: Amerikan Sosyal Medyasında Türk Kadını Olmak Ne Demek?