Sofrada İki Dünya: Ramazan İftarından Thanksgiving Masasına Koşan Türk-Amerikalıların Destanı
Takvime bakıyorsunuz. Bir yanda hilal, öte yanda hindi. Ramazan başlamış, Thanksgiving yaklaşıyor. Evinizde iki kültürün temsilcileri bir arada oturuyor ve herkes masada ne olacağını merak ediyor. Bu, Amerika'da yaşayan Türk aileler için yılın en renkli, en yorucu ve en eğlenceli dönemlerinden birinin hikayesidir.
Takvim Savaşı: Kim Kazanır?
Ramazan, İslam takvimine göre her yıl farklı bir tarihe denk gelir. Bazen yaz ortasında gelir, uzun ve sıcak günlerle zorlar. Bazen kış aylarına kayar, kısa günlerin nimetinden yararlanırsınız. Ama bir dönem gelir ki Ramazan, Kasım ayının sonlarına yaslanır ve tam Thanksgiving haftasıyla burun buruna gelir.
İşte o zaman Türk-Amerikan hanelerde sessiz ama şiddetli bir müzakere başlar. Kimi zaman yazılı değil, bakışlarla yürütülen bir müzakere. Anneniz "iftarda ne yapacağız?" diye sorarken, Amerikalı kayınvalideniz "Thanksgiving için kaç kişi gelecek?" diye mesaj atıyor. İkisi de cevap bekliyor.
Chicago'da yaşayan Zeynep, bu durumu şöyle tanımlıyor: "O hafta sanki iki proje teslim tarihi aynı güne denk gelmiş gibi hissediyorum. Ama her iki projeyi de reddedemezsin, çünkü biri annen, diğeri kayınvaliden."
Mercimek Çorbası mı, Balkabağı Çorbası mı? İşte Büyük Soru
Türk iftarının vazgeçilmezi mercimek çorbasıdır. O ilk kaşık, oruçlu bir günün en güzel ödülüdür. Öte yandan Thanksgiving sofrasında balkabağı çorbası veya kremalı mantar çorbası beklenir. İki çorba, iki kültür, bir mide.
Pratik çözümler devreye giriyor bu noktada. Houston'dan Murat, geliştirdiği sistemi anlattı: "Bir yıl iftarı erken yapıp sonra Thanksgiving yemeğine gittik. Diğer yıl Thanksgiving'i iftara dönüştürdük. Hindiye sarımsak, zeytinyağı ve kekik sürdük. Bir de yanına cacık koyduk. Herkes memnun ayrıldı."
Bu yaratıcı füzyon yaklaşımı, Türk-Amerikan mutfaklarında giderek yaygınlaşıyor. Hindi dolması için bulgur pilavı kullananlar var. Tatlıda balkabağı yerine kabak tatlısı sunanlar var. Cranberry sauce'a nar ekleyenler var. Amerika'nın en özgün mutfak deneyleri bu hanelerde yapılıyor.
İftar Saati ile Akşam Yemeği Saati Çakışınca
Ramazan'da iftar saati coğrafyaya göre değişir. New York'ta ayrı, Los Angeles'ta ayrı, Dallas'ta ayrı. Thanksgiving yemeği ise Amerikan geleneğine göre genellikle öğleden sonra 4-6 arasında servis edilir.
Bu saatler çakıştığında şöyle bir sahne ortaya çıkabilir: Türk aile iftar için oruçla beklerken, Amerikalı misafirler masaya oturmuş, hindi kesilmiş, şükran duası edilmiş ama Türk büyükbaba ezan okunmadan lokma kaldırmıyor. Herkes sabırla bekliyor. Ezan geliyor, büyükbaba "Bismillah" diyor, masada iki farklı dua bir anda birleşiyor. O an, aslında oldukça güzel bir an.
San Diego'da yaşayan Elif, bu sahneyi şöyle anlattı: "Kayınpederim Baptist, bizim dedem Müslüman. İkisi de yemekten önce dua ediyor. Bir yıl ikisi de aynı anda dua etmeye başladı, birbirlerini duyunca güldüler. O fotoğrafı hâlâ saklarım."
Black Friday'e mi, Teravih'e mi?
Ramazan gecelerinin önemli bir parçası teravih namazıdır. Yatsı namazının ardından kılınan bu namaz, camide cemaatle kılınınca farklı bir anlam kazanır. Ama Thanksgiving'in hemen ardından gelen gece, Black Friday gecesidir. Ve Amerika'da bu gece, büyük alışveriş furyasının fitilini ateşler.
Bu ikilem, Türk-Amerikan gençler için gerçek bir test anıdır. Seattle'dan Kerem, geçen yılı hatırladı: "Gece 10'da teravih çıkışında doğruca Target'a gittim. Üzerimde namaz kıyafeti, elimde alışveriş sepeti. Yanımda amcam vardı. İkimiz de aynı anda hem ibadet hem indirim modundaydık. Kimse bize garip bakmadı, bu Amerika."
Amerika'nın bu hoşgörülü ve çoğulcu yapısı, Türk-Amerikalıların bu ikili kimliği rahatça yaşamasına zemin hazırlıyor. Teravih dönüşü markete uğramak, burada kimseye tuhaf gelmiyor.
Çocuklara Ne Anlatırsınız?
Türk-Amerikan ailelerin en yaratıcı anları, çocuklarına iki bayramı aynı anda anlatmaya çalıştıkları anlardır. Sekiz yaşındaki bir çocuğa hem Ramazan'ın anlamını hem de Thanksgiving'in hikayesini anlatmak, ciddi bir pedagojik beceri ister.
"Neden biz oruç tutuyoruz ama komşular tutmuyor?" sorusu gelir. Ardından "Pilgrimler Türk müydü?" diye sorar. Siz de açıklamaya çalışırsınız. Bir noktada her şeyi "şükran" kavramında birleştirirsiniz: Ramazan da şükrandır, Thanksgiving da. İkisi de bir araya gelince, yılın en şükranlı haftasını yaşıyorsunuz demektir.
New Jersey'de iki çocuk annesi Gül, bu süreci şöyle özetledi: "Kızım geçen yıl okul ödevine 'Biz Ramazan'da da Thanksgiving'de de şükrediyoruz, biz iki kez şanslıyız' yazmış. Öğretmeni çok beğenmiş. Ben de ağlamışım."
Sofranın Ortasında Buluşan İki Kültür
Sonuçta her iki kutlama da aynı temaya dayanır: Bir araya gelmek, paylaşmak, şükretmek. Ramazan'ın iftar sofrası, gün boyu ayrı olan insanları akşam aynı masada buluşturur. Thanksgiving de tam olarak bunu yapar: Dağılmış aile üyelerini yılın o özel haftasında bir araya getirir.
Bu açıdan bakıldığında, Ramazan ile Thanksgiving'in aynı mevsimde buluşması aslında bir çatışma değil, bir armağandır. İki kültürü yaşayan Türk-Amerikalılar, şükranı iki farklı gelenekle, iki farklı dilde, iki farklı sofrada ifade etme şansına sahiptir.
Hindi mi, kuzu mu? Balkabağı turtası mı, baklava mı? Cevap basit: İkisi de. Çünkü bu sofrada iki dünya bir arada, ve ikisi de çok güzel.
Şimdi gidin, hem iftarınızı hem Thanksgiving yemeğinizi hazırlayın. Ama önce bir not düşün takviminize: Black Friday indirimleri için alarmı da kurmayı unutmayın. Sonuçta bu Amerika.